10 Aralık 2011 Cumartesi

Bayramiç, Yeniköy - Permakültür Buluşması


Türkiye Permakültür Buluşması
21 Haziran'da Bayramiç'e geri döndük. 24-28 Haziran TPB için organizasyon ekibi olarak çalışmaya geldik. İlk kez böylesine büyük bir organizasyonda çalıştığımızı anlatmama gerek yok herhalde. :) Beklenen kişi sayısı 120 idi. Mustafa, Filiz, Sevil, İlknur, Timuçin, Didem, Dilan, Emre ve ben organizasyon ekibi olarak, ev sahipleri dışında erken gelenlerdik. Üç günlük sıkı bir çalışma ile temizlik, bulaşık, yemek, ve program akışını düzene sokmaya çalıştık. Mustafa'nın iyi niyeti ve pozitif enerjisi, Sevil'in organizasyon tecrübesi sık sık destek oldu bize.



   TPB 2011 Facebook Fotoğraflarından

Değişik bir tecrübeydi bizim için. Zaman zaman bir takım kafa karışıklıkları yaşadık organizasyon ile ilgili. Bizden ne beklendiği, ne yapmamız gerektiği konuları hakkında.. Ekipte birinin enerjisi düşünce, 'benim yüzümden mi' gibi düşünceler yordu beni zaman zaman. Sonuçta genel temizlik, düzen konuları dışında bize birşey söylenmeden insiyatif alacak, konuşma çemberlerini yönlendirecek kadar deneyime sahip değildik ve hiç o tarz girişimlerde bulunmadık.. Bir önceki buluşmadan ve 17 saatlik yolculuktan da yorgun düşmüştük. Ben sürekli gereksiz bir şekikde Ekomimari'deki birlik hali ile kıyaslayıp durdum buluşmayı. Halbuki amaç ve hedef ekomimari gibi tek bir konu üzerine olmadığı için 120 kişinin aynı şekilde bütünleşmesini beklemek saçma idi. Üstelik bu bir ilkti, ve permakültürü bilmeyen, öğrenmeye gelen insanlar da vardı. Aslında ilk iki gün Permakültür sertifikası olmayanlara, son iki güne ise konu ile ilgili insanların devam edeceği şekilde tasarlanmıştı buluşma. Ama öyle olmadı tabi, gelen kaldı. 
Çok güzel insanlarla tanıştık, uzun zamandır görmediğimiz bir sürü dostumuzu gördük. Kimilerinin orada olacağından haberimiz yoktu, tanıdıklar çoğaldıkça sevindik. Gizli çadır alanımız, esas kamp alanı oldu. :) Ama tüm komşularımız Erdek'ten, Kazdağları'ndan, eskilerden tanıdığımız dostlar olduğu için keyifli oldu. İnekler, mekan kalabalık olunca, biz orada kalırken saklandılar bizden..
Bu arada Bayramiç'in baykuşları başta olmak üzere, Ekomimari'de kolektif aşk kafasından nasibini almış eşek, kedi, köpek tüm hayvanlar hamileydi.. Eylül gibi de hepsi mıncırmalık yavrular doğurdu. :)
Türkiye'de Permakültür ve ekoloji anlamında ciddiyetli şekilde enerjisini koyan, bizim için çok önemli ve iyi niyetli insanlarla göz göze geldik. Bunun yanı sıra, kendi organik çiftliğinin reklamını yapmaya gelen de vardı, yere izmarit atanlar da, kağıt çöpüne pil atanlar da.. Genel olarak ilk buluşma için her şey sorunsuzca aktı. Alt yapının 120 kişiyi sorunsuz kaldırması bile büyük başarıydı. Açık alan teknolojisi uygulandı. Bence doğru bir teknik olsa da her an sorunsuz işleyemedi. Kısacası aslında gözle görünür bir sorun olmasa da, ikinci bir buluşmanın en azından permakültür giriş kursu alan kişilerin katıldığı bir buluşma olması gerektiğini, bu şekilde 'Türkiye'de beraber bu sistem uygulamaları adına neler yapılabilir'e daha çok odaklanma fırsatı doğacağını düşünüyorum. 
Takas, (tohum ve ürün) bilgi paylaşımı, permakültür platformunun geliştirilmesi gibi umut verici pek çok konu konuşuldu, uygulandı. Kısacası, herkesin tanışması ve fikir gelişimi açısından gayet başarılı bir buluşmaydı. Ben daha çok şey bekledim sadece.. Ve beklentiler her zaman yorar halini bir kez daha deneyimledim.
Her yerde olduğu gibi düzgün iletişimin önemi  hakkında sık sık düşündürücü anlar yaşadım. Kurs notları için: http://permacultureturkey.org/turkiye-1-permakultur-bulusmasi-toplanti-notlari/ Anlatmadığım diğer bir çok önemli konuyu, ve içeriği görebilirsiniz. Kurs notlarında gerçekten önemli, öğretici bilgiler var. 
Bu buluşmada da akşam bol sohbetli, ateş başında keyifli müzikli geçti. Bulaşık ve diğer işler hem bizim, hem de katılımcıların gönüllü yardımları ile ortaklaşa gerçekleşti. Kısacası güzel bir tecrübe oldu bizim için. Çok önemsediğimiz bağlantılar  kurmuş olduk. Konu ile ilgili olan hemen herkes ile tanışma fırsatımız oldu.. Az uyku, bol muhabbet.. Organizasyon ekibi içinde olma tecrübesi. Mis oldu. :) Bol bol toprakta çeşitlilik ne kadar önemli ise, insan topluluklarında da çeşitliliğin iyi bir şey olduğunu düşündük.
 İlknur, Didem, Filiz, Mustafa, Özlem ve Bayramiç'in diğer ev sahipleri, Sevil, Dilan ve Timuçin'e ayrıca şahane yemekler yapan Bayramiç yerlilerine selamlar olsun..



Geoff Lawton ile online bağlantı.


Kapanış Çemberi

                                                   Güneşin'den masallar

Tohum takası

                                                Manzarası güzel bulaşıkhane


Fotoğrafların hemen hemen hepsi, Türkiye Permakültür Facebook Grubu'na kimin koyduğunu bilmediğim buluşma fotoları albümünden alınmıştır.

Ankara-Flora-Antalya-Alanya

11 Haziran gecesi Ankara'ya döndük oy vermek için. Yol paramız da, oyumuz da boşa gitti.. Ama bir gün de olsa aileleri görmek, yemek yemek ve sıcak banyo yapmak iyi geldi. Diğer yandan, uzun süre çadırda kalınca normal oda ve ev, çok dar ve havasız geliyor insana, garip..
13 Haziran gecesi Flora Akdeniz Bahçesi'ne gittik. Özlemişiz Kalıpçı ailesini. Bahar ile uğurlanıp, kurumuş otlar ve sivrisinekler ile karşılanmak değişik geldi. Hep bahar olabilir bana.. Güzel bir yemek, sunum provaları, ve yuvarlak masa sohbetli bir gece geçirdik. 15 Haziran'da Ayşe abla ve Selahattin abinin bağlantısı ile Emre, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı'na ve sonra Güneş Ev'e permakültür sunumları yaptı. Belediye'yi kent ölçeğinde  permakültür hakkında bilgilendirmek ve olası bir ortak bir permakültür saha çalışması  düşüncesiyle hazırladık sunumları. Bir gün önce klasik olarak gözümden sokan sinek yüzünden ben tek gözü şiş şekilde gittim sunuma. :) Dilan'la da Antalya'da buluştuk. O da sunumların çekimini yaptı.



15'inde Alanya'ya arkadaşlarımızın yanına gittik. Lüks yeni bungalovları, konfor, muhabbet, şahane kediler, deniz manzarası ve Bulut'la Eko'nun muhteşem yavrularını mıncırarak keyif ve dinlenme haline geçtik.. Çok yorulmuşuz, acayip uyuduk.. Hisleri, yol geçişlerimizi, kendi kişisel değişimlerimizi, kendimizi bu kadar rahat ve iyi hissettiğimiz bir yerde sindirme fırsatımız olması çok iyi geldi..





21 Haziran'da Bayramiç, Yeniköy'e gitmek üzere otobüs bileti aldık. Kişi başı 75 TL'cik.. İki kişi olduğumuzu unutuyoruz bazen Emre ile, bütçe ortak olunca.. 75 beklerken, 150 TL girince bir anda şaşırdık ikimiz de. :) Dilan, Emre ve beni yaklaşık 17 saatlik bir yol bekliyordu..

9 Aralık 2011 Cuma

Bayramiç-Eko Mimari Kursu




EKOLOJİK MİMARİ ve DOĞAL YAPI ATÖLYESİ 
4-11 HAZİRAN 2011, BAYRAMİÇ, KAZDAĞLARI
Eğitmenler: Janell Kapoor-Penny Livingston 

Kolaj: Filiz Telek

    2 Haziran günü, ekolojik mimari ve yapı atölyesinde çalışmak ve öğrenmek üzere Bayramiç'e geçtik. Balıkçı Mustafa karşıladı bizi. Biz halihazırda olan çadır alanlarına mırın kırın edince, Mustafa sağ olsun bize esas yemek, tuvalet, eğitim alanından uzak ama inanılmaz keyifli, orman içinde bir çadır alanı gösterdi..

Maalesef, fotoğraf çekme tembelliğimiz yüzünden, size ne kadar şahane bir yerde uyuyup uyandığımızı gösteremeyeceğim. Sabah inanılmaz kuş sesleri ile uyanıp, arkasından Ramazan amcanın ineklerinin çan sesleri ve sonunda meraklı ineklerin sık sık kafasını çadıra sokma çabaları ile güne başlıyorduk.:) Ama inek yoluna çadır kuran da biziz tabii.. Bu sene bahar her yerde uzun sürdü. O yüzden haziranda da her yer yemyeşil ve çiçek doluydu.. Bu çadır alanında sadece 3 çadırdık. Yatmadan yatmaya gidebilmiş olsak da, bu alanda uyumak ve uyanmak gerçekten çok özeldi..
İlk gece Mustafa ve dünya tatlısı bir insan olan Güray sayesinde, kendimizi çok iyi hissettik. Ertesi gün, Penny, Janell ve Filiz geldiler. Bu kursun içeriği dışında, sonunda Filiz Telek, Mustafa Bakır, Mustafa Alper Ülgen ve Penny ile tanışmayı çok istiyordum. Kurs sonunda fazla güzel ve bizim için önemli insanlarla bağlantı kurmuş  olduk . :)
Penny, Janell ve Filiz geldiğinde 60 kişi için hazırlıklar bitmemişti, Filiz, Özlem, Mustafa, Güray, Dilan, ben ve Emre mekanı hazırlamaya çalıştık. O gece, Güray ve Mustafa oğlak pişirdi.  Ben daha çok şahane salata ve pilav ile ilgilendim. Nedense vejetaryanlardır diye düşündüğüm Penny ve Janell'in nasıl keyifle, iştahla ve elleriyle yemek yediklerine şaşırdım epey. Hatta Raşit abi, çatal ve bıçakla yemek yiyen bizlere,  'şu ecnebilerden öğrenin yemek yemeyi, bu eti elinle yiyeceksin', dedi. :) Permakültür camiası sandığım gibi otobur değil yani. Bu arada Bayramiç'in mutfak tasarımı bugüne kadar kaldığımız mekanlar içerisinde en iyisi.


Güray mutfakta
Foto: Dilan Yalçın

Bayramiç de ilk kez bu kadar kalabalık bir gruba hazırlanıyordu. Biz de heyecanlıydık haliyle, hem kurs, hem gönüllü çalışma işi nasıl olacaktı ki? Acaba tüm derslere katılabilecek miyiz diye düşünüyorduk. Ateş başına geçip Penny ve Janell'in söylediği şarkılar ve sohbetle bayağı rahatladık. Filiz, Mustafa, Güray, Sevil sağ olsun hem çalıştık, hem de hiç bir öğrenimden geri kalmadık. O gece Penny bize ilk kez A yey Moçi Namba' yı öğretti :) Sonra ekip marşımız oldu bu şarkı:) (Bilmeyenlere saçma gelse de kelimeler. :) Penny ve Janell'in enerjileri o kadar yüksekti ki, hepimizi birbirimize bağladılar resmen.



      Ertesi gün ekip alana gelmeye başladı. Birbirinden renkli, farklı, her yaş, her meslek ve her kesimden güzel insanlar geldi. O gece açılış çemberinde, ilk kez bu kadar iyi niyetli ve parlayan insanlarla olduğum için şükrettim. Ve bu şükranlık hali, bir hafta boyunca her an artmaya devam etti..
                                                                 
Foto: Dilan Yalçın

          Ve o andan sonra, günler geceler birbirine girdi.. Genel akış, açılış çemberi, sınıfta ders, arazide uygulama, öğlen yemeği hazırlıkları, yemek ve bulaşık, ortalığa çeki düzen vermek, öğleden sonra uygulamaları, akşam yemeği, bulaşık, akşam sunumları ve ateş başı müzik, sohbet, ve keyif ile geçti. Orada olmayanlara tarif etmesi zor bir kolektif aşk yaşadık bence. Herkes yüksek sesle ve içinden çamur ve toprak içinde kendi zihinlerine ve çevreye güzel tohumlar ekmek için birbirinden cesaret aldı. Filiz'in ekomimarideki organizasyonu çok iyiydi. Sevil de organizasyon ekibinin en renkli ve önemli karakteriydi herhalde. Her anlamda çok rahatlattı bizi, çok güzel anlar paylaştık beraber. Penny'nin ve Janel'in 60 kişinin 60'ına da öğretilen her şeye dokunarak, uygulayarak öğrenme fırsatı vermesi çok önemliydi. Mustafa Bakır, Andrew ve bir çok çevirmenin sayesinde, İngilizce olarak duyduğumuz her kelimeyi, Türkçe ikinci defa olmak üzere özümseme fırsatımız oldu. Julien de sürpriz olarak geldi ve bize saman balyası tekniklerini gösterdi. 


Foto Filiz Telek

Her yerde gülümseyen insanlar sayesinde zaman zaman bahar alerjisinin delirmesinden, ve beslenme biçimimizden kaynaklanan enerji eksikliğimi yükseltmek kolay oldu. Kısacası çok güzel tastamam bir kabile olduk. Diğer eko köyler ve derneklerin hikayelerini ve oluşum süreçlerini dinlemek de çok ilham vericiydi.  Buğday' Derneği'nden Güneşin Aydemir, Torak Ana'dan Cem Birder, ve Viranşehir'den Metin Yeğin, hikayelerini, amaçlarını bizlime paylaştı. Permakültür Enstitüsü'nden Mustafa Bakır dışında Mete Hacaloğlu da enstitü öncesi komün denemelerini ve gelişim süreçlerini anlattı.


Mustafa Bakır, Cem Birder, Balıkçı
Foto:Filiz Telek

Foto:Didem Çivici

Gönüllü çalışmak adına en çok her yerdeki gibi bulaşık yıkadık. 60 kişinin bardağı, çorba, 
yemek, tatlı tabağı derken bulaşık bitmiyordu hiç bir zaman. Ama 12 gönüllü olduğundan güzel bir akış vardı. Herkes günde bir kez bulaşık yıkayacak ve temizlik, düzen, vs. işlerden birini değiştirmeli seçecekti. Bu sayede kursun tamamına katılmış olduk ve hepimiz dönüşümlü olarak epeyce bulaşık yıkadık. Daha sonra  bahsedeceğim gibi, bulaşık düzeni permakültür buluşmasında öyle güzel oturtuldu ki, herkes bulaşık yıkamak ister oldu.. Tatlı krizlerimize yetişen Yasemen'e ve Mehmet beye, Sürekli gülme krizleri ile hepimizi keyiflendiren Zeynep ve Gülfem hanıma ayrıca teşekkürler. Toplulukta Açık Radyo'dan Melda Keskin ve Orient Expressions'dan Richard da vardı. Richard sayesinde acayip keyifli ateş başı dinletileri oldu.
Kısacası kimse için sıcak havanın, yağmurun, çamur içinde olmanın, tuvalet ve duş sırasının bir önemi olmadı, aksine daha da birleştirdi hepimizi. Çamurlu insanlar olarak, mutfağı batırdık sık sık. Güray her zaman başındaki kalabalığa, yemeğine karışanlara, mutfak düzenini bozanlara gülümseyerek karşılık verdi.. Filiz Telek'in kurs hakkında yazdığı yazı güzel bence bayağı. Bakmak isterseniz: http://surdurulebiliryasam.wordpress.com//?s=kus+yuvay%C4%B1+&search=Git

Kerpiç ve kerpiç tuğla yapımı, cob, slip straw, pajhereke, chorizo, şıkşıkı, saman balyası, doğal boya ve sıva teknikleri öğrendik. Hepimizin şehirlerdeki yaşam alanlarımızda kullandığımız pvc doğramalar, lamine parkeler gibi evimizin içinin bile kansorejen maddelerden oluştuğunu öğrendik.

Kurs notları çıkmak üzere.. Çıkınca ekleyeceğim buraya. Notlarda teknik bilgiler detaylı olduğundan sadece aşk halini yazmak istedim. Bu kursta hem çok yorulduk, hem çok şey öğrendik, hem acayip eğlendik, hem de bazı eski dostlarla karşılaşıp, bir sürü yeni dost edindik.. Tüm kurs ekibini sık sık sevgi ile anıyoruz..

Foto: Didem Çivici

Foto:Esra Tozun





Fotolar: Filiz Telek sanıyorum, bilgisayarımda isimsiz duruyorlar.


Kurs görüntüleri:

2011'de düzenlenen kurs videosu için:

2012'de ikincisi düzenlenen Eko mimari kursu videosu ve bilgileri için:

8 Aralık 2011 Perşembe

Saroz - Çanakkale

Ankara sonrası 27 Mayıs'ta Oluş ve Zeynep'in düğün sonrası kutlaması için bir otobüs dolusu özlenen arkadaş ile Saroz körfezine gittik. Baya keyifliydi. Arkadaş, sohbet, doğa, güzel yemekler, deniz.. Saroz sonrası bizim ekip Ankara'ya dönerken biz Çanakkale'ye devam ettik. Timuçin sağolsun evini bize açtı, biz de acayip yerleştik ve neredeyse bir hafta ev keyfi, film, tığ çalışmaları içinde civar gezmesi şeklinde Dilan, Emre ve ben huzurlu ve rahat zamanlar geçirdik..



Fotolar: N.Nazlar

ANADOLU’YU VERMEYECEĞİZ!


21 Mayıs sabahı Anadolu'yu Vermeyoz eylemi için Ankara'daydık. http://vermeyoz.net/ Maalesef eylemci sayısı, karafatma gibi olan polis sayısından azdı, yine de yürüyüşlere katılamamış olsak da eylemde olmak kendimizi iyi hissettirdi.. Bu konu ve eylem üstüne yazılacak çok şey olsa da burada değinmeyeceğim. Konu ile bu eylemin amacından ve hidroelektrik santral kurma isteği hastalığına kapılmış insanlardan ve politik yaptırımlardan hala habersiz olanlar yoktur diye umuyorum. Ama eğer varsa lütfen bu videoyu izleyin. http://vimeo.com/19937849.  Alakır'ın konu ile ilgili çalışmaları için: http://alakirnehri.blogspot.com/

Mutlaka izleyin:   
Bir Avuç Cesur İnsan    
http://vimeo.com/19997780

'' Yaşam alanlarına yapılan her saldırıda daha da radikal hale gelmelerinin sebeplerini anlamak ve anlatmak için yola düştük. Çığlıklarını duymazlıktan gelenlere duyurmak, kadim ormanlara, akarsulara bekçilik eden, Karadeniz'in sert mizaçlı ve bir o kadar da samimi, kalp taşıyan cesur insanlarına vicdan borcumuzdur.'' 
Rüya Arzu Köksal (yönetmen)


Refikler


   İstanbul’da ismini sık sık duyduğumuz, hatta yanında bir kaç arkadaşımın da çalıştığı Cevat adlı bir aktar var. Yanında çalışan arkadaşlarımızın refaransı ile, Cavat’ın bitkilerinin yetiştiği mekana gitmek istedik. Sanırım sonradan mekana Refikler ismini vermişler. Kendilerini aradığımızda tesadüfen onlar da Kayaköy yakınlarında bitki araştırmaları yapıyorlarmış. Bizi almaya geldiler, Kayaköy Sanat Kampı’na. Bir baktık ki, aralarında Ersin de var. Kendisi ile Erdek’teki kurstan tanışıyoruz. Eray, Ersin ve isim hafızam korkunç olduğu için adlarını hatırlayamadığım, iki güzel insanla tanışıp arabaları ile Refikler’e gittik. Mekanda Kediotu, Sedefotu, Aynısafa, Ashwaganda gibi medikal bitkiler dışında, günlük besin ihtiyaçlarını karşılayacak hemen hemen her sebzeyi gördük. Çeşitlilik sayısı binleri bulan bir bahçe..




Hem hoş sohbetleri, hem mekandaki bitki ve sebze çeşitliliği çok güzeldi. Eray’ın yaptırdığı kocaman da bir imbikleri var. Eray ile çalışmak ve birşeyler öğrenmek çok istedik. Ama yolumuz denk gelmedi şimdilik.




Saat 21’de otobüsümüz olduğundan çok acele oldu. Sağolsunlar, bizi otogara kadar götürdüler, yolda da balıkçılar çarşısına uğrayıp hızlıca rakı, balık yaptık. Her anlamda çok keyifli bir gün geçirmiştik, Refikler’de bizim şansımız ve hediyemiz olmuş oldu..




6 Aralık 2011 Salı

Vadi - Kayaköy

18 mayıs itibari ile Patika’dan ayrılıp Faralya’daki George House’a gittik. Eşyalarımızı George House’ta bırakıp Faralya’dan vadiye yürüdük. Sanki hayatımda bu yoldan ilk kez iniyormuşum gibi tırstım biraz.. Vadi’ye inince gördüğümüz manzara fazla üzücüydü. Vadi’nin yozlaşması sonucu uzun zamandır gitmiyorduk zaten.Yine de bahar ayında kumsalda sakin uyuyacak ve dinlenecek bir alan uydururuz kendimize diye düşünüyorduk, olmadı.. Vadi’nin şelale yolunda bile gece kondu tipi dev çadırlar var. Sahilde bu mevsimde kalan çok olmamasına rağmen, 19 Mayıs’ta ya çok doldurursak diye her yer boş, içi yatak dolu çadırlarla doldurmuşlar. Tekne atıkları ve sarı çam polenlerinden dolayı denizin hissi de bir garipti.. Her yer çekirdek ve çöp. Yemek yeme alanı alakasız bir çay bahçesi gibi florasan ışıklı.. Sabah uyanıp tekne istilasını görene kadar,  ay doğurup, dalga sesleri ile uyumak iyi geldi. Belki 30 tekne aynı anda geldi sabah, ve içinden inen insan kitlesi ile nereye saklanacağımızı şaşırdık.. Tekneciler gidince, taş evden çıkıp, eskiden çadır alanımız olan şimdilerde balıkçı olan mekandaki sedirlerinden birine uzandık.. İlk başta Shulman çalan mekanın, akabinde İsmail Y.K.çalmasından sonra daha ne anlatılır başka..

            Vadi’den kaçıp, Ankara’ya döneceğimiz gün, erkenden Emre, Dilan ve ben Kayaköy’e gittik.





Rum evleri içinde kaybolduk. Rengarenk kuşlar, gelincikler arasında hayaller kurduk. 
       






Beş yıl önce Kayaköy Sanat kampı’na gitmiştim tek başıma. Çok keyifli zamanlar geçirmiştim. O zamanlarda tanıştığım Dostum ile karşılaştık Kayaköy sokaklarında.. Zeytin çekirdeklerinden kolyeler yapan, kendini Mısırlı bir firavunun reankarnesi olarak tanıtan bir karakterdir. Onu görünce Sanat Kampı’na gitmek istedim. 5 yıllık gelişim, arazinin ortasına yapılan kocaman havuz ve zaman kavramları yüzleşmelerinden sonra, yine de Mutlu ve annesini görmek, mekanın güzelliklerine bakıp çay içmek keyifliydi.